Hepimiz “Misafir” değil miyiz bu dünyada?

“Yarın savaş çıksa ne yaparsın? Yarın öleceğini bilsen…” İşte ben bu filmi bu soru için yaptım… diyor Andaç Haznedaroğlu.

Geçen sene fragmanını izlediğim “Misafir” filmini merakla bekliyordum. Beklediğime değdi açıkcası. Film bir zamanlar bizim gibi hayatları olan Suriyelilerin ne acı ve zorluklarla mülteci durumuna düşmelerini anlatıyor. Halep’ten İstanbul’a uzanan gerçek bir hikaye.

Film toplumdaki Suriyelilere karşı oluşturulan önyargılara güzel bir cevap veriyor ve   hepimizin beynine kazıması gereken bir fikri veriyor: Kimse keyfinden dolayı vatanını terketmiyor.

Filmi çok insani bir yerden anlatmak istedim. Çok tarafsız. “Yarın savaş çıkarsa” sorusunu kimse sormuyor kendine. Her yanı savaş olan bir ülkede “pek romantik hayatlar yaşıyoruz” diye düşünüyorum. Filme en çok desteği veren Suriyeli insanlar ve arkadaşlarım oldu. Açıkçası Türklerin bu konuda meseleyi çok anladıklarını düşünmüyorum. Suriyelilerin çok keyfi geldiğini zannediyorlar. Bomba sesi bilmemekten kaynaklanıyor bu.

Türkler bütün Suriyelileri dilenci zannediyor. Oysa iş sahibi olan ve ailelerini kaybedip buraya gelen çok kişi var. Böyle insanların uçurumdan düşmesi çok farklı bir şey.
Sokakta olan orada da dileniyordu, burada da dileniyor. Ben uçurumdan düşen insanları fark ettim, filmimde de onları anlattım.

Türkiye’de aynı şekilde savaş çıksa ve bir Avrupa ülkesine gitsek, bizim içimizden de canla başla çalışanlar çıkacağı gibi aylak aylak nargile içenler de olacaktır.

Burada iki çeşit göçmen insan var. Birincisi koşullara uyum sağlayan, ikincisi sokaklara çıkıp dilenen. Türkler tepki göstermekte haklı. Öyle insanlar tanıdım ki ailesini her şeyini kaybetmiş, burada sıfırdan hayata başlamış. Aldığı nefese şükrediyor. Hemen uyum sağlamış. Üç buçuk milyon insanı genellememek gerek. “Bütün mülteciler kötü” demek ancak cahillikte olur. Onlarında daha önceden bizim gibi bir hayatı vardı. Savaş tahmin edilemeyecek kadar korkunç bir şey bunu asla unutulmamasını isterim. Suriye’de günde yüzlerce bombanın altında çıldıran, akli dengesini yitiren insanlar var. Empatiyi unutuyoruz bazen.

Kocaman harflerle “İnsan be! İnsan karşınızdaki” demek istiyorum. İnsani yardımın hiçbir siyasi tarafı olmamalı.

Andaç Haznedaroğlu

Filmde bazı küçük dokunuşlar olayı dramatize etmekten ziyade gerçekçi yapmış. Yönetmen ajitasyon yerine daha çok gerçekçiliği tercih etmiş ki bu da filme ayrı bir güzellik katmış. Siyasetten uzak tamamen insani şekilde yaklaşılmış mülteci dramına.

Filmin küçük başrol oyuncusu Rawan Iskeif şuan Yunanistan’da mülteci  kamplarında…

Bu hafta da vizyonda olacak “Misafir” filmine mutlaka gitmenizi tavsiye ederim. Bir mülteci gördüğünüzde ona bakış açınızı kesinlikle değiştirecektir…

– Üzülme, canın sıkılırsa gökyüzüne bak. Orda her zaman seni duyacak biri vardır.
– Sen misin yoksa?
– Hayır, herşeyden herkesten daha büyük…

– Kıyafetimiz tamam da şu yüzümüze kazınan acının gölgesini ne yapacağız?

– Bomba yağar bizim üzerimize…
Yağmur yağar bizim üzerimize….

Misafir Filmi Fragman

(Visited 20 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın